|
GURBET UFUKLARI.....
Gurbete gidenler, çok uzun yıllar geçse de , memleketi unutmaz. Gurbet ekmek kapısı olsa da insan oraya bir türlü alışamaz.
Yılların bir an önce eriyip gitmesini bekler, memlekete döneceği günlerin özlemini çeker.
Babalarımızın çoğu dönüş yaptı, biz belki döneriz, ama çocuklarımızın döneceklerini hiç sanmıyorum.
Gençlerimizi dejenerasyondan koruyup, memleketini sevdirelim.
(Ayakta, Sol baştaki gözlüklü)
Sami AÇIKMEŞE/Almanya
İLK OCAĞIN AÇIKMEŞE (HOMENCA)SOYUNUN HİKAYESİ.
Geçmiş büyüklerimizden gelen rivayetler odur ki, Açıkmeşe sulalesi yaklaşık 150-200 yıl önce şimdiki Ardeşen düz mahalleden salgın hastalık ve sıtma yüzünden dağlara, şimdiki Yamaçdere köyünün Açıkmeşeler mahallesine, eski yer ismi ile Koçivati bölgesine iki irmak arasına göçmüş ve resimde görülen bu evi inşa etmişlerdir. (Allah hepsine rahmet eylesin.
Ev şu anda boş olup korunmaktadır. Ev yörenin en eski evlerinde olup, 1. dünya harbinde Osmanlı ve işgal sonrası Rus karargahı olarak kullanılmıştır.
Yeter AÇIKMEŞE
AÇIKMEŞE MAHALLESİ SAKİNLERİ
Mahalle sakinleri Selahattin, Salih, İlyas Selver, Mehmet, Yunus, Ziver, Osman ve Sabit AÇIKMEŞE aileleri ikamet etmekte olup, bu şahısların çocuklarından bazıları da köyde oturmaktadır. Mehmet ve Sabit AÇIKMEŞE Ardeşen Düz mahalede, Selahattin ve Selver AÇIKMEŞE Cumhuriyet caddesinde ikamet edip, zaman zaman köyde ikamet etmektedirler.
Sabit AÇIKMEŞE dışındakilerin hepsi yurt dışında çalışmış olup, Selahattin, Salih, Selver, İlyas, Mehmet AÇIKMEŞE Almanya, Osman ve Ali Rıza AÇIKMEŞE Fransa'da uzun süre bulunmuşlardır.
Zeynel AÇIKMEŞE
Hey Deli Gönül......
An vardir ölümsüzleşir. hatırasi ömür boyu sürer. Bir kaç arkadaş bir araya gelirsiniz, oturur sohbet edersiniz, bir de bir fotograf çektirirsiniz. Evet! Günü hatırlanmaz. olaylar unutulur. Yaş 12.... 2005 yaş 26 nerden nereye. Zamanini seline kapılıp gelip giden zaman gel durudur elinde ise....
Engin AÇIKMEŞE
Koyün Hanim Ağası...
Yıllardır, erkeklerin gurbette iş, aş için gittikleri dönemde kadınlar hem ana, hem evin reisi erkek, hemde liderlik vasfi bürümüştür. Anadolunun her yoresinde vardir. Böyle kadınlar. İş olunca yükü, savaş olunca tufeği alıp giderler.
Hayatin verdiği zorluklar bunu gerekli kılmıştır.. Bakınız böyle insanlar artık kaldımı etrafınızda. Varsa da tek tuk kalmıştır.. Osmanlı kadını deriz....
Zeynep AÇIKMEŞE
TEBRİKLEEEEEEEER!!!!!!
Değerli Kayın Biladerim Muhammet ZEYTİN'in bir kız çocuğu dünyaya gelmiştir.
Kızına ve Ailesine uzun ömürler diler, insanlığa ve ailesine hayırlı bir evlat yetişmesini niyaz ederiz.
AÇIMEŞELER AİLESİ
TEBRİKLER!!!!
Bekarlığa veda edip evlenen Kardeşimiz Osman KUTANIS'ı Tebrik eder;
Ömür boyu mutlukluklar ileriz.
AÇIKMEŞELER AİLESİ
ve
Sevenleri.
ÇAYIN KÖYE GELİŞ HİKAYESİ ...
1955'lerde çayın köye gelişi.
Dedelerimiz önce şüphe ile yaklaşır.Neymiş bu çay! O ana kadar ihlamurdan başka çay görmemiş.Arazilerde fındık ekili, pirinç tarlaları da var. Fakirlik zamanı, kıt kanaat geçinen aileler, aç kalınca yenmeyen , karın doyurmayan çayı ne yapacaklar.Ekmek istemezler.Sonra bir bir çay bahçeleri kaplar her yanı.Ama ne diyelim hiç bir zaman ana geçim kaynağı olamamış çay. Herkes gurbete gitmiş ekmek parası için. Şimdi pişman, keşke fındık tarlaları olsaydı diye.
Yine de imecelerde en güzel sohbet mekanı.....
Serkan AÇIKMEŞE
RAFTİNG....
Eskiden arkadaşlar anne ve babalarından gizli dereye iner yüzerdi.Akşam olunaca bir güzel dayak yerdik.Dere ve yüzme merakım burda başladı.Özellikle son yıllarda adı duyulan raftingi 3 yıl Dakodak Rafting kulübünde profesyonel olarak yapıyorum. Bir laf vardır. "Anlatılmaz Yaşanır." Rafting te öyle bir şey.Kafana koyacaksın, geleceksin Fırtına vadisine, cesaretin kabaracak ve binip bota bırakacaksın suya kendini.Ben öyle yaptım.İyi de yapmışım. Hayatta bir kez olsun denemeye değer.İnanin.
Yılmaz AÇIKMEŞE
Hey gidi Hey!... Lazuri Feli
Gençler bilmez, babaannem kışın eski kuzinemizde bir yandan yemek pişirirken diğer taraftan kuzinenin fırınında kabak kızartır lambanın kısık ışığında pekmezle yerdik.
Şimdi didi nana yok, ekşaşi yok, termoni yok....
Lütfen yöresel yemeklerimizi yaşatalım ve yiyelim yedirelim.
Muzaffer AÇIKMEŞE
Mahallenin En Güzel Manzaralı Yeri
Köyde sürekli yaşamayıp mahaleye her gelenin mutlaka uğrayıp bir çay iştiği yer.
Doyulmaz Fırtına vadisi , uzaklarda kaçkar dağları ve Karadeniz manzarası. Çay eşliğinde doyumsuz sohbetlerın yapıldığı emsalsiz bir mekan.... Rakkani
Emrah AÇIKMEŞE
BİR YER DÜŞLEYİN... ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA
Bir yer düşleyin ki, oturduğunuz yerden (3) ilçeyi, (12) köyü bir arada görsün....
Evet böyle bir yer var. Her köşesi cennet Karadenizimizin nadide inci gibi dizilmiş köylerinin hepsi güzeldir.
Ama ben mahalemi daha çok seviyorum.
Ömer AÇIKMEŞE
ŞEHİTLİK...
Çoğu insan farkında değildir veyahut çabuk unutur yaşadiğnin yerin özelliğini.Her yıl izine gittiğinde mutlaka dağlara çıkar,gezer dolaşırım. Bu çoğu zaman manzara seyretmek için olsa da bu dağların başka özelliklerini unutmamak için.
Eskilerimiz anlatır. Bundan bir asır önce Osmanlı Rus harbinin fırtına havzasının batı yamaçlarında geçtiğini. Hala tepelerde siperler vardır. Hatta tarla açılırken görenler vardır silah çıktığını. Osmanlı (2-3) yıl durdurmuş Rusları burda. Sonrası malum.
Aldığımız bilgiye göre tepelerde şehitlik yapılacak. Geçmişi unutmamak için geç kalınmış bir eser olacak.
Yaşar AÇIKMEŞE
OBCA OMÇİRU...
Eskiden annelerimiz babalarımız dereye indiğimizde hep kızardı. çünkü her yıl derede 1-2 kişi boğulur köyü yasa boğardı. ama biz gene gizliden dereye iner yüzerdik...
Pek çoğumuz yüzmeyi belki böyle öğrendik. Bizi dereye çeken bir şey vardı. Ondan kopamıyor, onun bir parçasıydık sanki. Yazın gelişnin dört özle bekler, dereye ineceğimiz günü sayardık
Ahh. Ne günlerdi onlar
Erdinç AÇIKMEŞE
SERENDERLER..
Farkındaysanız geçmişten kalan bazı kültürel mıraslarımız gitgide yok olduğunu hissediyoruz. Çocukluğunun bir kısmını köyde geçirenler bilirler serenderleri, Kışın çıkıp fındık , ceviz vs. aşırıp yediklerini.
Sanki evin doğal bir parçası idi serenderler. Artık yapılmıyor, teknolojinin her imkanının köylere kadar gelmesi öldürdü serenderleri. Ama farkında olanlar kendinden bir parçasının koptuğunu hissederler. Kültürel miraslarımızı koruyalım, kurtaralım.
Cumali AÇIKMEŞE
Vatani Sevmek , Devleti Sevmek ve İnsani Sevmek:
Anadolunun bir karış toprağında olmasın ki şehit kanı akmasın, uğruna canlar feda edilmesin. Bu mukaddes dinimiz ne kadar kutsal ise, bu mukaddes vatanımz de o derece kutsaldır. Gençlerimizi bu doğrultuda yetiştirip, bilinçlendirelim.
Özcan AÇIKMEŞE
Köyün İmami
Kulübede Baklava Yemek.
İnsan tabiatidır. Şehirli köyü, köylü dağı sever. Her nekadar bizim mahalle dağın yamacında ve yüksek bir yerde ise de biz yine dağları ayrı bir severiz. Dağlar insan özgürlüğün, saflığın, öz güvenin timsalıdır. Bazılarımız dağda özel kulübe yapar, ordan dağlara, denizlere, vadilere ve köylere bakmaya bayılır. Sahi siz hiç dağla arkadaşlarınızla çay eşliğinde laz böreği yediniz mi?
Abdullah AÇIKMEŞE
Düşünüyorum, öyleyse ben yaşıyorum..
Ne kadar özlemişiz doğa ile iç içe olmayı, doğa ile barışık yaşamayı.. şöyle bir düşünüyorum da şehir hayatı ne kadar yabanileştirdi bizi, bu dünyada hayvanların, bitkilerinde bir hayatı olduğunu, en önemlisi bu dünyanın sadece bize ait olmadığını..
Yoksa kuşların, çiçeklerin, ormanların olmadığı bir dünyayı özleyenlermi var.
İnadina Haydı bir ağaç da biz dikelim.
Sokrat YAVUZ
Erzurum Gezisi ve Palandoken Kayak Tesisleri...
Öyler insanalar vardirki meşkuliyetten, işten ,derten çevresindeki güzellikleri göremez... Çok uzak olmamasına rağmen civar illere ve bölgere gezmeyi, görmeyi aklindan bile geçirmez. İşte Dostum Yaşar AÇIKMEŞE'nin teşvikiye kalktım ve Erzurum'a gittim. Erzurum gerçekten güzel bir yer, tarihi, turistik ve kaplıcalari ile görülmeye değer bir yer. Özellikle kışın kayak severler için bulunmaz firsat.
Not: Gelenlere Ziya GÖRMEZ ile Yaşar AÇIKMEŞE 1 hafta ücretsiz kayak kursu vereceğini tahhut ediyor.
Abdullah AÇIKMEŞE
Bakoz Tepeleri ve Atmaca Avi.....
Herkesin bir hobisi ve tutkusu vardir... İnanmayacaksınız ama senelik iznin atmaca mevsimine göre ayarlayan kaç insan taniyorsunuz. Veya bu tutkuyu yaşamak için İstanbul Kemerburgaz'da evlerin damında atmaca avlayan kaç insan biliyorsunuz. Evet Tepelerinde tentelerde atmaca avlamadan bu zeki bu heyecanı anlayamazsınız. Tepelerdeki muhabbeti yaşamadan bilemezsiniz.Seneye Bakoz Tepelerinde buluşmak üzere..
Osman KUTANİS
Köyde Sabah Olurken....
Uzun zamandir şehirlerde yaşadım ve uzun zamandır sabah kalktiğimda şehrin ustune çoken isten, sisten, çirkin görüntüden bıkmış bir olarak, iddia ediyorum ki. Köyde yaşadığım, kaldığım bir günün hazini, zevkini,güzelliğini hiç bir makam ve paraya değişmem.. Sabah kuş sesleri ile uyanmak, tertemiz havayi solumak, göze hitah eden doğa görüntüsü, ruha hitap eden sadeliği ve sessizliği.... söyleyin kaç paraya satın alabilirisiniz. Haydi köye dönelim, köylere yatırım yapalım...
Maksut AÇIKMEŞE
HASRET....
İnsan memleketinden nekadar uzak olursa hasretliği o kadar artar derler. Evet bizler her nekadar ömrümüzün çoğu Alman'yada geçti ise de köy sevgisi kalbımızın bir köşesinde hiç sonmeyen bir ateş gibidir. yoksa her yil kalkıp bunca yolu kat ederek memleket bizi hangi güç getirebilir. Mecbur kalmazsak hangi güç bizi burada tutabilir.
Köyünüzün kıymeti bilin ve imkanlarınız el verdiğince ziyaret edin.
Not: Ben hangisi miyim. Fotoğrafta sağdan oturan 3. kişi
Abdullah AÇIKMEŞE/Nürnberg
KORTİ OSMAN, AYI VE İTLER
Korti Osman, çok eskiden köylü kıyafetleriyle ayağında çarıklar şehre gider. Giyimiyle kuşamıyla tamamen bir köylüdür... bir kahvede otururken şehirliler bunu alaya alarak söz atarlar:
-Bugün dağdan bir ayı kaçmış, şehrimize gelmiş.
Korti Osman sözün kendisine atıldığını anlar ve hemen cevap verir:
-Hayret!.. Bu kadar itin içine nasıl gelmiş?
Yusuf AÇIKMEŞE
YALNIZLAŞAN VE MAKİNELEŞEN İNSAN
Çağımız insanı bir yandan ayda yürüyen, uzayda gezen insanlarla iletişim kurup sürdürürken, öte yandan eşiyle, çocuğuyla, komşusuyla iletişimde bulunamamaktan yakınmaktadır. Bugün "Sanayi Ötesi Toplumu" düzeyine ulaşmış ülkeler bir yandan teknolojik gelişmenin insan sağlığı, özellikle ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini gidermeye çalışırken, öte yandan gelecek kuşakları olumsuz etkilerden kurtaracak yolları arıyorlar.
Çoğu insan ilgisizliğin, geçim sıkıntısının, gelecek endişesinin, işsiz kalma korkusunun yarattığı güvensizlik, karamsarlık ve umutsuzluk içinde yaşamını sürdürüyor. Bu nedenle insanlararası ilişkide kaygıdan, kızgınlıktan, öfkeden kaynaklanan iletilerle bağlantı kuruluyor. Bu durum bir yandan bireyin ve toplumun ruh sağlığını bozuyor, öte yandan kavram kargaşasına, çatışmalara, sürtüşmelere, kavgalara yol açıyor. Toplumun dengesini, düzenini olumsuz biçimde etkiliyor.
Doğada en küçük birim olan atomdan evrene dek tüm varlıklar ancak denge, düzen, ölçü ve uyum içinde birlikte yaşayabilir, taşıdıkları enerjiyi, gücü böylece belirli bir amaç ve işlev için yararlı biçimde kullanabilirler. Atomun içindeki denge, düzen, ölçü ve uyum bozulduğunda, atom bombasının yok edici etkisi ortaya çıkar. Evrenin denge, düzen, ölçü ve uyumunun bozulduğunu düşünmek bile olası değil.
Ruhsal Yaşantıyı Yansıtan Aynalar: Ruhsal yaşantının aynası başkalarıdır. İnsan başkalarına bakarak kendini görür, anlar. Davranışının, tutumunun başkaları üzerindeki etkisini yorumlayarak kendini tanır.
Hep aynı görüntüyü veren aynaya bakılırsa ya da istenilen görüntüyü veren aynalar seçilirse, gerçek görüntü bulunamaz. İnsan, neşesini, sevincini, umudunu, kendisini, anlayacak, onlatacak, tanıyacak, tanıtacak insanlara gerek duyar.
Ruşen AÇIKMEŞE
SÖZÜN ÖZÜ:
-Karısına haksızlık yapan baba, çocuğunu kaybetmiş demektir.
-Aptallarla tartışmayın. Görenleraranızdaki farkı anlamayabilirler.
-Erdem, çıkarların çarpıştığıyerde meydana çıkar.
-Zekasız kuvvet yıkabilir,fakat yapamaz.
-Bir adam yetiştir,bir kişiyi yetiştirmiş olursun,bir kadın yetiştir,bir aile yetiştirmiş olursun.
-Mal cimrilerde,silah korkaklarda,karar da zayıflarda olursa işler bozul
-En iyi nasihat; iyi örnek olmaktır.
-Tuhaf şey1Yabancı girmesin diyeevlerinin kapılarını kilitliyorlar; Sonra da...Televizyonlarını açıyorlar.
-Para iyi bir hizmetkar,kötü bir efendidir.
Özcan AÇIKMEŞE
Köyün İmami
Yöresel Mimari ve Evlerimiz......
Karadeniz mimarisi 1980 lerden evrim geçirmeden önce 30-35 aşından büyükler hatırlarlar. Ahşap evlerimizi. Doğa ile içiçe nakış gibi işlenmiş köylerimizin güzelliğini. Artık pek kalmadı. Ya da nostaljık oldu. Nadir olsada gödüğümüz bu evlerimizin içine girdiğimizde hayran kalırız ince zarafatine. Ahşabın kokusuna. Huzur veren görüntüsüne...
Sizi bilmem ama ben özledim. Bu yapılarımızı. Ölmekte olan bu doğa mirasımızı yaşatalım.
Sokrat YAVUZ
İstanbul Fatih Üniversitesi
|